Yorum bırakın

Sil Baştan …

Bütün gece huzursuz, uykuyla uyanıklık arasında gidip geldim… İçimden “Olmayacak! Nasıl bu acıya, kaygıya dayanacağım!” deyip durdum. Saat 6’da alarm çalmadan ben yataktan kalkmış, ısınmalara geçmiştim bile. Virastana’ya geldiğimde yorulmuştum. Zihnim tüm gece yorgun düşmüştü, şimdi bedenim de kendini bırakıyordu. Üç nefes alarak devam ettim. Samakonasana’ya geldiğimde yine bacaklarım açılmak istiyordu ama zihnim henüz serbest bırakmıyordu. Hanumanasana’yı yine duvardan destek alarak çalıştım. Prelüd’ün sonunda gecenin huzursuzluğu gitmiş, kendimi bırakmıştım. Asanaların sonunda mata uzandım. İçimdeki anlık haz maymunu benimle konuşmaya başlamıştı bile…

Hiç beyninizin sağlıksız çalıştığını düşündüğünüz bir kısmının alınmasını istediniz mi? Ya da “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” filmindeki gibi hafızanızdan alışkanlığınızla ilgili tüm anıların silinmesini? Kendine gerçeği söyle Aylin! Sen bir korkaksın! Sen bir erteleyicisin!

Hem de usta bir erteleyicisin! Onca yıl, “Şimdi Rüzgar küçük biraz büyüsün sonra, hele bir okulum bitsin sonra, yeni evimize taşınalım bırakıcam” sarmalına girmişim. “Bu kaygıyla nasıl baş edeceğim, çok da acı çekeceğim, şimdi değil, üzgünüm!” deyip içimdeki anlık haz maymunun istediğini yapmışım. Sanırım az önce içimi çektim. Aynen bahaneler ürettiğim anlardan sonra içimi çektiğim gibi. Nedir bu kaygı, korku meselem? “Temizlik ve Düzen Takıntısı”. Ben alışkanlık demeyi daha çok seviyorum. Obsesif Kompülsif Bozukluk, takıntılı düşüncelerin günlük yaşamı etkileyecek, günlük aktivitelerimizi kısıtlayacak duruma gelmesi, her yüz kişiden 2-3’ünde görülüyor. Yani evimde rahat ve huzurlu olabilmemin yolu temizlik ve düzenle ilgili bir takım ritüellerin gerçekleşmesine bağlı. Sadece evimde bu şekilde ritüellerim var. Onun dışında özgürüm. Aynı zamanda bu kurallara evde yaşayan herkes de uymalı. Ne kadar zor diye düşündüğünü duyar gibiyim. Evet gerçekten çok zor hem yaşayan hem kontrol eden -ben- için. 

Biliyorum hepimiz biraz erteleyiciyiz. Hepimizin durumu bazılarımızınki kadar berbat olmayabilir tabii. Hayat takvimime uzunca ve dikkatli baktığımda tam 16 yıldır ertelediğim alışkanlıklarımı görüyorum. Bunca yıl çok defa bırakmayı, azaltmayı denedim, destek aldım. Eve yardımcı bayan alamazken, evdeki genel temizliği yapmayacak noktaya kadar geldim ama devamını getiremedim. Bir ileri bir geri adımlar atıp durdum ama sonuçlandıramadım, hep pes ettim. Aslında yazılacak çok şey var bu konuyla ilgili, değişik hikayelerim var. Yaşaması zor ama dinlemesi keyifli. 🙂 Bunlar da başka bir yazıya kalsın. 

Dün karanlıktan aydınlığa giden yolda bir adım attım. Bugün ikinci günüm. #28günyoga’da onuncu gün. Anlık haz maymununun istediğini yapmayışımın ise ikinci günü. Nefse karşı verdiğim mücadeler çoğaldı. Yoga, yemek, takıntılarım. Bunu yazarken de acı çekiyorum. İçimden bu yazıyı burada bırakıp, işten kaçıp evi temizlemek geçiyor. Yine içimi çektim! Derin bir nefes aldım. Defne hocamın dediği gibi “Zihnin tüm hikayelerine özellikle bizi şefkatli bir dost gibi dinlenmeye, kafayı takmamaya, rahat olmaya, boş vermeye davet eden o iç sesi kısa bir süre kısma” zamanı. 

Biliyorum her acının, kaygının sonunda “yeni bir şey” doğar. “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” filmindeki gibi hafızamdan takıntılarımla ilgili anılarımın silinmesini artık istemiyorum. Çünkü o anıların içinde ben varım, sevdiklerimle, iyisiyle kötüsüyle geçen bir ömür var, hikayelerim var…

Umarım bu sefer hasat zamanı gelir! Şuan matıma uzanmış, bugün işte yazdığım yazıyı son bir kez okuyup sizinle paylaşıyorum.

İyi uykular, tatlı rüyalar.

Yarın sabah Samapada’da buluşmak, kavuşmak niyetiyle…

eternalsunshine