1 Yorum

Rüzgar ve Limoni

Tanıştırayim ben Limoni. “Sarı Cadı” da diyor ablamlar. Ağaçlara tırmanıp saklanan, dut yemekten karnına ağrı giren lüle şaçlı kız. Şaşırdın di mi? Anneni uyuttum az önce. Zaten bu sıralar hep yorgun. Gece saat bir, sana sürpriz bu yazıyı hazırlıyorum. Okuyunca gözlerinin içi parlayıp, belki bana sımsıkı sarılırsın diye.  Aslında beni tanıyorsun, sana bir çok yönden benzeyen o kız işte. Annenin içinde yaşayan, senin gibi çok soru soran, maceracı, çetesi olan, eğlenceli, heyecan seven kız. Bir de biraz hassas ve içe dönük. Yani salyangoz gibi düşünebilirsin beni.  Sana uyumadan maceralarını anlatan, “Ne olursa olsun hayallerinden vazgeçme” diyen benim. Bazen eve geç geldiğinde kapıyı sana açan da Limoni. Sanırım çok konuşan da benim. Hani rollercoaster’ın en tepesinde elle ele tutuşup, bağırdığımız zaman işte yanında ben oturuyordum. “Gözlerini kapadın mı?” diye sormuştum, hatırlıyorsun di mi? “Hadi yarışalım” diyen de benim. Denize dalıp seni ayaklarından aşağıya doğru  çeken de. “Macera parkurlarının en tehlikelisi hangisi?” diye soran da. Bazen uyku tutmadığında yanına sokulup sana sarılan, film izlerken, kitap okurken ağlayan Limoni aslında. Annenin içinden çıkıp seninle zaman geçirmek için sabırsızlanan da. Seni izliyorum sürekli. Öyle güzel basketbol oynuyorsun ki! Eline topu alınca dünya duruyor sanki. Ben de seni hayranlıkla izliyorum. Seninle gülüyor, seninle yarışıyor, seninle keyif alıyor, seninle güvende olduğumu hissediyorum. Sen benim en iyi arkadaşımsın, dostumsun. Sen okula gidince çok özlüyorum seni. Bazen gizli gizli çantana saklanıp ben de geliyorum. Hiç konuşamasam da yanında olmak yetiyor. Sen kendini keşfederken ben de kendimle ilgili unuttuğum şeyleri yeniden hatırlıyorum. Mesela senin en büyük tutkun basketbol, benim de dans. İkimiz de yerimizde duramıyoruz. İkimiz de elma suyunu bir dikişte içiyoruz. Yeni yerler görmeyi, maceraya atılmayı seviyoruz. İkimizin de en sevdiği ders “Beden Eğitimi” mesela. İkimiz de içimizi Aylin’e açıyoruz. O bizi anlıyor. İkimizde bazen yetişkinlerin bizi anlamadığını düşünüyoruz. Neyse ki Aylin diğer yetişkinlere pek benzemiyor.

Ben seni ilk Aylin’in karnındayken görmüştüm. Gerçi ellerinle yüzünü kapattığın için sadece tombul yanaklarını görebilmiştim. 🙂 Bir de kalp atışını duyduğumda benim de içimde havai fişekler patlamıştı. Şimdi düşününce yine patladı sanki. Dokuz ay geçmek bilmemişti.

Benim için 30 Mart’ı diğer günlerden farklı kılan sensin. O gün hayatımın en mutlu günü. Her sene bugün içim mutluluktan kıpır kıpır oluyor.

Sen doğmadan önceki gece gökyüzünde bir yıldız parlıyordu, göz kırpıyordu bize, annenle uzun uzun sessizlikte izlemiştik. O yıldız sendin ve derinliklerde bir sır saklıyordun.  O an ikimizin de yüreğine çok iyi geleceğini hissetmiştik. Meğer Aylin’in aradığı şey senmişsin! Yüreğiyle aradığı için bulmuştu seni. Aylin seni ilk kucağına aldığında sen de onun gözlerinin içine bakıp ağlamayı kesmiştin. Bir an boğazımda bir şişkinlik hissetmiştim. Anne kokusunu içine çeke çeke meme emerken Aylin senden başka hiçbir şey düşünmüyordu. Sadece ikiniz vardınız. Sanırım bir an kıskanır gibi olmuştum seni, Aylin’in Limoni’yi unutacağından endişelenmiştim.

Yine çok konuşmaya başladım. Aslında bütün bunlar seni ne kadar çok sevdiğimi anlatmak için. Senin gülümsemen bana yaşamımda bu zamana kadar sevdiğim her şeyi anımsatıyor. Seninle hayat muhteşem, çılgın, komik, sihirli, sanki en başından beri benimleymişsin ve ebediyen Limoni’yle olacakmışsın gibi.

RuzLimoni