Yalnızca senin gülen yıldızların olacak!

Telefonun alarmını kapatıp, doğanın müziğiyle uyandığım üçüncü döngünün ikinci gününe merhaba! Bu sabah kuşlar, cır cır böcekleri, köpekler bir olmuş kendilerine has ahenkle uyanma vaktinin geldiğini haber veriyor. Ben de yataktan hemen kalkmayı sevmediğim için bu eşsiz müziği dinleyerek sabahın tadını çıkarıyorum. Pencereden hafif hafif, tatlı tatlı rüzgar esiyor. Yataktan kalkarken telefonumun saatine bakıyorum, saat [...]

Hayat bir kutu çikolata gibidir. İçinde ne olduğunu bilemezsin…

Mavi derinliklerde gözlerim su kabarcıklarının ışıltısı karşısında büyüleniyor. Kulaçlarımı ileriye doğru atarken ellerimden dökülen ışıltılı pırıltıların içinden bir yunus gibi süzülüyorum. Yavru yunus Rüzgar yanımda, suyun altından muzip gülümsemesiyle bana bakıyor. Mavinin içinde bir nefes alıyorum yavru yunus beni derinliklere itiyor sonra ben onu batırıyorum, kısa bir nefes alıyorum bu sefer suyun gizeminde tekrar kendimi [...]

Düş

Bilmek mi merak etmek mi? Bilginin tersi merak etmek olabilir ya da gizem, ihtimal. Ben merak etmeyi, ardından ne geleceğini bilmemeyi tercih ediyorum. Bilgi, her zaman gerçekten bir armağan mı? Mesela bilmeden sokaklara adım atan ben, yolda yürürken bilemeyeceği yüz binlerce şeyi görecek, şaşıracak, tahmin etmeye çalışacak, bir sürü hikaye yaşayacak! Bu harika bir şey değil mi? [...]

Eve çadır mı kursam?

Alarm çalmadan yine gözlerimi açtım. Saat altı olmamış! Yataktan kalkmadan içimdeki ses “Bugün Dolunay!" diye fısıldadı. Yataktan kalktım, Rüzgar’ın üstünü örttüm, sonra her zaman yaptığım gibi pencerenin önüne yürüdüm. Çömeldim, ellerimle dizlerime sarılıp küçüldüm. Doğanın nefesine insan nefesinin çok karışmadığı bu zamanlarda ben de kendimle buluşuyorum. Yağmur yağıyordu. Evrenin güçleri içimdeki alevi fark etmiş de [...]

Sil Baştan …

Bütün gece huzursuz, uykuyla uyanıklık arasında gidip geldim… İçimden "Olmayacak! Nasıl bu acıya, kaygıya dayanacağım!" deyip durdum. Saat 6'da alarm çalmadan ben yataktan kalkmış, ısınmalara geçmiştim bile. Virastana'ya geldiğimde yorulmuştum. Zihnim tüm gece yorgun düşmüştü, şimdi bedenim de kendini bırakıyordu. Üç nefes alarak devam ettim. Samakonasana'ya geldiğimde yine bacaklarım açılmak istiyordu ama zihnim henüz serbest [...]

Yeryüzünde her canlı bir gün evine geri döner…

Sizinle beraber her sabah, günlük yaşamın ilk sesleri işitilmeden kalkıp niyet ederek yogamı yapıyorum. Sevgili ve saygıdeğer 28 gün yoga yoldaşları! İlk yoga yazımı size ithaf etmeme izin veriniz lütfen:) Sizden aldığım ilhamla kelimeler kanatlanmaya başladı. Her birimiz evrende eşsiz ve benzersiz olsak da duygular, hisler ne kadar benzer ne kadar ortak! İşte ben de elimden [...]

Ben Koala🐨 Sen Ağaç🌳 Ben Dalga🌊 Sen Liman⚓️

Parmakların yine bir ritim tutturuyor. İçinden tutturduğun melodiye göre ruhunun mevsimlerden bahar mı, kış mı, yaz mı, ilkbahar mı olduğunu hissedebiliyorum. Yanına geliyorum, başımı omzuna koyuyorum. Kucağında bilgisayar, içtiğim ilacın yan etkileriyle ilgili yapılmış araştırmaları okuyorsun. Önce baban, sonra ben! Karanlığım senin aydınlığına tutunuyor. Sonra seni de kendi karanlığıma sürükleyişim içimi acıtıyor. Rahatsızlığımı öğrendiğim gece [...]

Kumların arasından bir düş parıldar

“Ben yurda gidiyorum!” Mutfaktan ses gelmeyince kapıyı kapatıp -sanırım çarpıp- çıktım. Taş’ın meraklı, muzır bakışlarıyla karşılaştım. “Nerede terlik oğlum? Nereye sakladın yine?” Palm Beach’in pırıl pırıl parlayan altın kumsalında kumları kazıp terlik arama oyunumuz benim terlikten vazgeçmemle bitti. “Bak anlaşalım, bir dahaki sefere sakladığın yeri unutmak yok! Uzanıp biraz dinlenelim. Hem vakit geçsin biraz, baba [...]

Kuş

Ablam bir gece annemle babamın arasında uyurken bir konuşmaya tanıklık etmiş. “Lütfen artık uçma Metin!“ “Ümit, yukarıda olmak öyle güzel ki!” Ablam gözlerini kapatmış, babamı bir kuş olarak hayal edip, uykuya dalmış. 1941, Urfa. Babaannem, babam doğduktan sonra onu bir ermişe götürür.  Oğlunun geleceğini tahmin etmesini ister. Ermiş babamı yukarı kaldırır ve “Bu çocuk gökten [...]

Rüzgarla Dans eden Kelebekler

Gözyaşlarımı içime akıttıktan sonra tekrar uçmaya çalışırken tanışmıştık. İkimiz de meme kanseriydik. İnce ince sızlıyordu yaralarımız, yorgun kanatlarımızı çırparak tekrar uçmaya çalışıyorduk.  Şimdi bile ne kadar parlak gözlerle bana “Merhaba!” dediğini hatırlıyorum. Hayat bildiği gibi gelmişti işte, bir "an"ın ömrümüz olduğunu hatırlatmıştı bize. Parlayan kelebeği, yarası yarama denk geldiği için mi, yoksa saklandığım yerden -içimden- [...]