Yaşamı hafife alabildiğimiz günlere!

Merhaba Sangha, Üç gündür doğanın içimde kaldığımız ev Nuh’un gemisine dönüştü. Bahçede yaşayan tüm hayvanlar sanki büyük bir tufan yaklaşıyormuş gibi kapı aralıkları, pencere deliklerinden içeri atlamanın bir yolunu buluyor. Başta kötü hava koşulları sonrası -bahçe ıslak olduğu için- yaşamlarını kurtarmak için geçici sığınma taleplerini doğal karşılamıştık. Ancak hava ısınıp, bahçe kuruyup hayat normale döndükten [...]

Hop Hop Solucan, Hop hop Kırkayak!

Merhaba Sangha, Bir gün önceden devam etmeliyim. Hani sineklerden kaçıp kendimizi odaya kapatmıştık. Yatakta başımıza gelenlere çok güldük sonra Rüzgar facetime üzerinden maceralarımızı anlatmaya koyuldu. Ben de sohbetlere dahil oldum. Odada iki kişiyken bir anda çoğaldık, sonra uyuduk. Sabah gözlerimi açtığımda, ilk iş pencereden dışarıya bakıp güneşi aramak oldu. Hava ne açık ne çok kapalıydı. [...]

Evde, yok pardon odada mahsur kaldık!

Merhaba Sangha, Güne kuş, cır cır böcekleri ve kedi miyavlamalarıyla uyandım. Dün gece hamak sefası uzayınca geç yattım, sabah uyandığımda saat 08.00 olmuştu. Perşembe günleri kurulan pazara yetişebilmek için üstümü giyinip hemen evden çıktım. Böylece yogamı gün batışına ertelemiş oldum. Pazar dönüşü aldıklarımı buzdolabına yerleştirdim, dün geceden kalan bulaşıkları hızlıca yıkadım, kahvaltı sofrasını hazırlamaya koyuldum. [...]

Yalnızca senin gülen yıldızların olacak!

Telefonun alarmını kapatıp, doğanın müziğiyle uyandığım üçüncü döngünün ikinci gününe merhaba! Bu sabah kuşlar, cır cır böcekleri, köpekler bir olmuş kendilerine has ahenkle uyanma vaktinin geldiğini haber veriyor. Ben de yataktan hemen kalkmayı sevmediğim için bu eşsiz müziği dinleyerek sabahın tadını çıkarıyorum. Pencereden hafif hafif, tatlı tatlı rüzgar esiyor. Yataktan kalkarken telefonumun saatine bakıyorum, saat [...]

Hayat bir kutu çikolata gibidir. İçinde ne olduğunu bilemezsin…

Mavi derinliklerde gözlerim su kabarcıklarının ışıltısı karşısında büyüleniyor. Kulaçlarımı ileriye doğru atarken ellerimden dökülen ışıltılı pırıltıların içinden bir yunus gibi süzülüyorum. Yavru yunus Rüzgar yanımda, suyun altından muzip gülümsemesiyle bana bakıyor. Mavinin içinde bir nefes alıyorum yavru yunus beni derinliklere itiyor sonra ben onu batırıyorum, kısa bir nefes alıyorum bu sefer suyun gizeminde tekrar kendimi [...]

Düş

Bilmek mi merak etmek mi? Bilginin tersi merak etmek olabilir ya da gizem, ihtimal. Ben merak etmeyi, ardından ne geleceğini bilmemeyi tercih ediyorum. Bilgi, her zaman gerçekten bir armağan mı? Mesela bilmeden sokaklara adım atan ben, yolda yürürken bilemeyeceği yüz binlerce şeyi görecek, şaşıracak, tahmin etmeye çalışacak, bir sürü hikaye yaşayacak! Bu harika bir şey değil mi? [...]

Eve çadır mı kursam?

Alarm çalmadan yine gözlerimi açtım. Saat altı olmamış! Yataktan kalkmadan içimdeki ses “Bugün Dolunay!" diye fısıldadı. Yataktan kalktım, Rüzgar’ın üstünü örttüm, sonra her zaman yaptığım gibi pencerenin önüne yürüdüm. Çömeldim, ellerimle dizlerime sarılıp küçüldüm. Doğanın nefesine insan nefesinin çok karışmadığı bu zamanlarda ben de kendimle buluşuyorum. Yağmur yağıyordu. Evrenin güçleri içimdeki alevi fark etmiş de [...]